Ana Sayfa TARİH

TARİH

MUT

Mut Toros dağlarının güney yamaçlarına lokalize olmuş Göksu nehri boyunca yerleşim gösteren şirin bir ilçedir.Mut içel ilinin küçük ilçelerinden birisidir.Yörenin denizden yüksekliği 200 ile 600mt. arasında değişim göstermektedir.ilçe 37. enlem derecesinin hemen altında yer almakta olup,Akdeniz sahiline yaklaşık 70 km mesafededir…Doğusu Silifke,Batısı Ermenek,Güneyi Gülnar,Kuzeyi Karaman iliyle çevrilidir,toprağının tümü dağlık ve yaylalıktır. 255.400 hektar olan yüzölçümünün 51.742 hektarı tarım alanı, 141.213 hektarı orman ve fundalık alan, 22 hektar çayır ve mera, 62.423 hektarı ise tarım dışı araziden oluşmaktadır. 2000 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam 74.373’dür. Bu nüfusun 36.482’si ilçe merkezinde, 37.891’i köylerde yaşamaktadır.

EKONOMİSİ

Halkın % 20 si hayvancılık, %80 i Tarımla geçinmektedir.Hayvancılık dağlık kesimlerde ,Koyun ve Kılkeçisi. Büyük baş ise tüm köylerde ihtiyaç ve gelir için beslenmektedir.

TARIM

Tarım Mut ekonomisinin temel taşıdır,Zeytin ve Erik Başı çeker.Zeytin, Kayısı ve Eriğin alternatifi olarak Mutta hızla Çoğalmaktadır,Şu anda 550.000 civarında anaç zeytin 2.000.000 civarında yeni dikim yapılmıştır,Zeytin,2006 yılında 3.420.000 anaç ve fidana ulaşmıştır.(kaynak mut kaymakamlığı zeytincilik konferansı açıklaması 2006)

MUT VE KAYISI

Mut Türkiyede sofralık kayısı yetiştiriciliğinin en önemli merkezidir. Kayısıcılık yörede uzun süreden buyana yapılmaktadır.kayısı yetiştiriciliği yapılan Yörede yaklaşık 550.000 civarında olgun kayısı ağacı bulunmaktadır. 2005 yılı itibarı itibariyle üretim miktarı 400.000 ton ,2006 yılın da ise 350.000 ton dolayında gerçekleşmiştir. Mut yöresi özel bir mikroklima’ya sahiptir.Yörede hava oransal neminin meyve olgunlaşma dönemi sırasında düşük olması erkenciliği ve kaliteyi en üst düzeye çıkarmaktadır. Nitekim Perecoce De Tyrinthe çeşidi yörede yıllara göre değişmekle beraber genellikle 5 mayısla 15 mayıs arasında olgunlaşmaktadır. Buna göre Mut Dünyada sofralık kayısı yetiştiriciliğinde en erken olarak çıkartan bir yöremizdir. Yörede sanayi olmadığı için, ekolojik tarım imkanlarıda son derece geniştir.Sofralık Kayısı çeşitleri Şunlardır, Ninfa, Perecoce De Tyrinthe, Şekerpare, Bebeko, Alkayısı, şam, Karacabey, Tokaloğlu, Septik.

TARİHİ

Mut, Roma imparatorlarından Claudius tarafından M.Ö. 41 yılında bir koloni olarak kurulmuş ve Mut’a Claudiopolis adı verilmişti. Bu bilgi Mut kalesinin batı kısmındaki kitabeden anlaşılmaktadır. Antik dönemlerde Silifke’yi İç Anadolu’ya bağlayan Kilikya kapılarından biri olan Sertavul geçidi üzerinde önemli bir konumdaydı. MÖ 1. yüzyılda kurulan Mut, ilk yıllarında bayındır bir Roma kentiydi. 395 yılından sonra Bizans egemenliğine geçmiştir. Orta Çağ’da Selçukluların eline geçen ve büyük bir gelişme gösteren Mut, 1277 yılında Şemsettin Mehmet Bey tarafından Karamanoğulları’nın, 1448’de Osmanlı Devletinin yönetimine girmiştir.

TARİHİ YERLERİ

Tarihi yönden çok zengin olan mut İlk çağdan ve osmanlı döneminden kalma bol eserler vardır.

KERVANSARAY

Kentin merkezindeki kare planlı kervansarayın giriş kapısı güneyde olup, yapı Davut Paşa Kışlası olarak da bilinir. Büyük avlusunu çevreleyen kemerli galerinin gerisinde yan yana yapılmış birer ocaklı ve penceresiz 40 oda sıralanmıştır.

LÂÂL PAŞA CAMİİ

Karamanoğlu ibrahim Bey’in komutanlarından Lâl Ağa tarafından 1356-1390 yılları arasında yaptırılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeli caminin son cemaat yeri, beş küçük kubbe ile örtülmüştür. 50 yıl önce yıkılan minaresi yeniden yaptırılmıştır. Kitabelerine göre, iki defa onarım gören caminin bahçesinde iki adet türbe vardır. Kümbetlerin birisinde 3 adet, diğerinde ise 4 adet mezar bulunmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesine göre Lââl Ağa bu kümbetlerin birisinde yatmaktadır.

SERTAVUL HANI

Karaman Silifke karayolunun Toros dağlarını aştığı en yüksek nokta olan Sertavul geçidinden Mut’a 38 km uzaklıktadır. Selçuklu Hükümdarı Aleaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. TAŞ KÖPRÜ Meydan Mahallesindeki Taş Köprü, Karamanoğulları döneminde yapılmıştır. Ancak kitabesi olmadığından kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemektedir.

KARACAOĞLAN ve KARACAKIZ

Dünyaca bilinen ünlü ozan Karacaoğlan’ın mezarı Karacaoğlan (Çukur) köyü ile Dere köyü arasındaki bir tepe üzerindedir. 17. yüzyılda yaşamış büyük halk ozanı Karacaoğlan’ın hayatı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Karacaoğlanla ilgili şu efsane kuşaktan kuşağa anlatılır. Karacaoglan sevdiği Karakız’ı babasından istemiş; verilmeyince çok üzülmüş, sazı ile gurbet ellere düşmüş. Çok yerler dolaşmış, türküler söylemiş. Karakız da aşkını içine gömüp evlenmiş. Karacaoglan ihtiyarlayınca Karakız’ın obasına dönmüş ve Dere köyü yakınında bir tepeye yerleşmiş. Günün birinde ölen Karacaoğlan’ı, ilçe halkı aynı yere gömerek burayı türbe yapmışlar. Karakız, Karacaoğlan’ın ölüm haberini alınca, babasının obasından ayrılarak Karacaoğlan’ın mezarının başına koşmuş ve ağlaya ağlaya üzüntüsünden burada ölmüş. Bu acıklı olay karşısında duygulanan köylüler, sağ iken beraber olamayan iki sevgilinin, öldükten sonra beraber olacaklarına inandıkları için, Karakız’ın mezarını Karacaoğlan’ın yattığı yerin karşısındaki tepeye yapmışlar.1973 günü yapılan törenle açılmıştır.ruhları falan bulusmaz bunlar söylentilerden bazılırıdır

ALAHAN MANASTIRI

Evliya Çelebi’nin “Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor” diye yazdığı Alahan Külliyesi, 1000-1200 m yükseklikte, üzerinden Göksu vadisinin görülebildiği yalçın bir tepenin yamacında kurulmuştur. Etkileyici manzarası ile gelenlerin ayrılmak istemeyecekleri, doğa ile bütünleşmiş güzelliklere sahip önemli bir dini merkezdir. Mut’tan 20 km uzaklıkta Mut-Karaman yolundan 3 km’lik bir yolla ulaşılır. Roma döneminde Hristiyanlığın Kapadokya ve Ikonia’da(Konya) yayılması sırasında, bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu; İsa Peygamber’e inananları, dağlık bölgelerdeki mağara ve kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır, İsa’nın havarilerinden St. Paulus ve yine Tarsus’ta yaşamış Hristiyan öncülerinden Barnabas 441 yılında Hristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya’ya kadar gitmişlerdi. Bu iki Hristiyan azizin gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına kiliseler yapılmıştır. Alahan Külliyesi de bunlardan biridir. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Külliyesi’ne ait ören yerinde, Batı Kilisesi (Evangelist Bazilika), Manastır ve Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ile kuzey yönünde içlerinde kiliseyi yaptıran Tarasis’in lahdi bulunan mezarlardan oluşmaktadır. Kilise binaları, İstanul’daki Ayasofya Bazilikası ile ortak mimari özellikler taşımaktadır. Doğu Kilisesi ayakta olmasına rağmen, Batı Kilisesi çok harap durumdadır. Her iki kilise de korint başlıklı iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kesme taştan inşa edilen beden duvarları, sütunlar, sütun başlıkları ve portallerdeki insan ve hayvan figürleri ile bitkisel süslemeler büyük bir ustalıkla yontulmuştur. Batı Kilisesi’nin, Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paulus, St. Pierre figürlerinden başka, bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail’in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri; göz doyurucu zenginlikte, estetik ve gerçekçi bir üslula yontulmuştur. Bazilikanın doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m uzunluğunda kemerli ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında, kabartma süsleme ile her yanı işli büyük niş bulunmaktadır. Doğu Kilisesi, terasın doğu ucunda, revaklı yolun sonunda daha geç dönemde inşa edilmiş ve külliyenin en sağlam yapısıdır. Önündeki avludan üç giriş kapısı bulunan üç nefli kilisenin üst örtüsü yıkılmıştır. Bu yapının en önemli özelliği kubbeli bazilika şeklinde planlanmış olmasıdır. Ayrıca Göksu vadisi içinde bulunan çok sayıdaki kaya kiliselerinden en ilginç olanı, Alahan Külliyesi’nin sapağından Karaman yönünde birkaç km gidildiğinde derin bir vadi içinde bulunan kaya kiliseleri ve barınaklarıdır. Bunlardan Alaoda olarak bilinen kilisenin kubbe şeklinde yontulmuş üst bölümü, kırmızı, mavi ve kahverengi renklerin hakim olduğu geometrik ve bitkisel fresklerle süslüdür. Birkaç bölümden oluşan kaya kilisesi zemininin mozaikle kaplanmış olduğu anlaşılıyor. Ayrıca Maya köyü yakınlarında vadi içinde ve yeraltında kırmızı ve yeşil boyalı “Renkli Kilise” de vardır.

DAĞPAZARI ÖRENLERİ

Mut’un 35 km kuzeybatısındadır. Antik ismi Coropıssus olan kentin Karaman’dan Silifke’ye inen bir antik yol üzerinde oluşu eski kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir. Burada bir Bizans kilisesi ile 15×5.50 m ölçüsündeki taban mozaiği ilgi çekicidir. Kilise, köyün ortasına ve en yüksek yerine kurulmuştur. Bizans dönemine ait kilisenin apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir. Köyün içindeki mozaiklerde hayvan figürleri ve geometrik motifler yer almaktadır. Köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılan sarnıçlar vardır.

MAVGA KALESİ

Mavga Kalesi, Mut’un Kozlar yaylası yakınında Mut’a 16 km uzaklıktadır. Sağlam kalan bir burcundaki kitabeye göre, Aleaddin Keykubad’ın emri üzerine 1230 yıllarında yapılmıştır. Sarp ve dik kayalar üzerinde yapılmış olan kale içinde odalar, ahırlar, yemlikler, sulama tekneleri ve içi Horasan harcı ile sıvanmış su sarnıçları kayalara oyularak oluşturulmuştur.

BALABOLU ÖRENLERİ

Mut’un batısında 40 km kuzeyindeki Yalnızcabağ köyü yakınındaki Değirmenlik yaylasındadır. Büyük bir antik yerleşim alanıdır.Çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları bulunmaktadır.

NUR SOFU TÜRBESİ

Karamanoğlu devletinin kurucusu Nurettin bey diye bilinen Nur sofu. Mut’un batısında 40 km kuzeyindeki mezarı, Yalnızcabağ köyü yakınındaki Değirmenlik yaylasındadır

GRAVGA KÖPRÜSÜ

Göksu beldesindeki Taşköprü’nün Roma döneminden kaldığı söylenmektedir,birçok tamirat görmüş, daha sonra yarısı yıkılan köprü Selçuklularca yaptırılmıştır.1989-1990 yılına kadar ulaşımı sağlamış şimdi emekliye ayrılmıştır.

Haber Sitesi | Uzman Tescil